MESNEVİ’DEN SEÇMELER

Kim benim canıma derman ederse benim hazinemi, incimi ve mercanımı o aldı demektir. Hepsi birden dediler ki:” Canımızı feda edelim. Beraberce düşünüp beraberce tedavi edelim. Bizim her birimiz bir âlem Mesih’idir; elimizde her hastalığa bir ilaç vardır.” Kibirlerinden dolayı “inşAllah”demediler. Allah da onlara insanların acizliğini gösterdi.”İnşAllah” sözünü terk ettiklerini söylemeden maksadım, insanların yürek katılığını ve“MESNEVİ’DEN SEÇMELER” yazısının devamını oku

MESNEVİ’DEN SEÇMELER

Padişahın bir halayığa âşık olup satın olması, halayığın hastalanması, onu iyi etmek için tedbiri “Ey dostlar, bu hikâyeyi iyi dinleyin. Gerçekte o bizim bugünkü halimizdir. Bundan evvelki bir zamanda bir padişah vardı. O hem dünya, hem din saltanatına malikti. Padişah, bir gün hususi adamları ile av için hayvana binmiş, giderken ana yolda bir halayık gördü.“MESNEVİ’DEN SEÇMELER” yazısının devamını oku

XIX. YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ

XIX. yüzyıl divan şiiri alanında önemli şairleri Enderunî Vasıf, İzzet Molla, Hâlet, Lefkofçalı Galib, Şeref Hanım, Leylâ Hanım gibi önemli şairler yetişmiştir. Tasavvufi Türk Halk şiiri alanında ise Selâmi Mustafa, Zekâî Mustafa, Türabî, Kuddusî Ahmet gibi şairler dikkatleri çeker. Bu yüzyılın en önemli özelliği batı etkisinde kalan şairlerin birden çok eserler vermesidir. Bunlar arasında Namık“XIX. YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ” yazısının devamını oku

XVIII. YÜZYIL ÂŞIKLARI II.

ÂŞIK BAĞDADİ Bağdadi mahlasını almasından ötürü Bağdatlı olduğu tahmin edilir. Bağdadi şiirlerinde III.Selim’den saygıyla söz etmektedir. ÂŞIK DERUNİ Elimizde bulunan destanından hareket edecek olursak 1799 yılında hayatta olduğu söylenebilir. ÂŞIK HALİL 3.Selim döneminde yaşayan âşık aslen Bursalı’dır. Hece ile yazdıklarının eserlerin yanında aruzla yazdığı eserleri de vardır. Ömrünün sonuna doğru yazdığı eserinde dini ve tasavvufi“XVIII. YÜZYIL ÂŞIKLARI II.” yazısının devamını oku

XIII.YÜZYIL ÂŞIKLARI

ABDi Sun’i, şairnâmesinde Âbdi’nin Şarkı ile birlikte Bağdat’a şan veren bir şair olduğu söylenir. XVII. Yüzyılın âşıkları olan Âşık Ömer ve Gevheri’nin etkisinde kalmış hece ve aruzla yazdığı eserleri vardır. ÂGÂHİ Bulunmuş bir cönkte XVIII.yüzyıla kadar âşıkların adı geçtiği için Âgâhi de bu yüzyılın âşığı olarak kabul edilmektedir. Hızri’nin şairnamesinde adı geçen Âgâhi’nin âşığımız olabilme“XIII.YÜZYIL ÂŞIKLARI” yazısının devamını oku

XVIII. YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ

Bu yüzyılın yetiştirdiği âşıklara bakılacak olursa önceki yüzyıllara kıyasla güçlü âşıklar bulunmamaktadır. Bu yüzyılın âşıkları geleneği zorla da olsa yürütmeye çalışmışlardır. Fakat yukarıda da söylendiği gibi VII.yüzyıll aşıklarıyla kıyaslanacak güçte bir âşığımız yoktur. Kaynakça:Açıköğretim kaynakları

XVIII.YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ

Bu yüzyılda divan şiiri alanında Şeyh Galip, Nedîm, Koca Ragıp Paşa, Esrar Dede, Nahifî, Veysî, Haşmetî, Seyid Vehbî, Fıtnat Hanım yetişmiştir. Tasavvufî Türk halk şiiri alanında ise Sezaî dikkatleri çekmektedir. Bu yüzyılda XVII. yüzyıl âşıkları gibi güçlü âşık yetişmemiştir. Bu yüzyılın âşıkları genellikle ordu şairi olup elimizde de fazla şiirleri bulunmamaktadır. XVIII. yüzyılın önemli temsilcileri“XVIII.YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ” yazısının devamını oku

ÖKSÜZ ÂŞIK

Öksüz Âli’nin asıl ismi Ali’dir. XVI. yüzyıl şairlerinden Öksüz Dede ile karıştırılan Öksüz Âşık bu sebepten dolayı daha geç tanınmıştır. Âşık Ömer’in Şairnâmesi’nde adı geçen şairin yazmış olduğu Tuna Nehri ile ilgili şiiri onun balkanlarda yaşadığını bir delil olarak göstermektedir. Öksüz Âşık’ın tespit edilen şiirlerinden hareketle dilinin sade, üslubunun ise samimi olduğu görülür. Şair yazmış“ÖKSÜZ ÂŞIK” yazısının devamını oku

KÖROĞLU

Hayatı hakkında bilgiler yok denecek kadar azdır. Eserleri XVI. yüzyılda yaşadığı zannedilen Köroğlu ile karışmıştır. Onunla ilgili tek bilgi Davut Paşa’yı idamdan kurtarmak için yeniçeriler arasında yer almasıyla ilgili olandır. Çöğür çalmadaki becerisi ve sade bir dille şiir söylemesiyle bilinir. KULOĞLU Asıl adı Mustafa olan âşığın hayatı hakkında bilgiler fazla değildir. Dadaloğlu, Köroğlu ve Kuloğlu“KÖROĞLU” yazısının devamını oku

KAYIKÇI KUL MUSTAFA

Kayıkçı Kul Mustafa’nın doğum ve ölüm tarihi bilinmemekle birlikte Murat Reis’in (1609) vefatı üzerine söylediği bir eserinden hareketle onun XVI. yüzyıl son çeyreğinde doğduğu söylenir. Birçok sefere katılan âşık bir ordu şairidir. Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde Kayıkçı Mustafa ve Kayıkçılar Mustafası’nda ard arda söz edilir. Birincinin Kayıkçı Kul Mustafa olabilme ihtimali yüksektir. Duru bir dile ve“KAYIKÇI KUL MUSTAFA” yazısının devamını oku