Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’nci yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’yi geçilmez kılan tüm kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyoruz. #18Mart1915#ÇanakkaleZaferi pic.twitter.com/O9NIDzzVjv
— Türk Tarih Kurumu (@ttkgovtr) March 17, 2023
…
İnsanları ne sıkar bilmiyorum ama beni çok sıkan, her yer acı doluyken hiç bir şey olmamış gibi davranılması…
Sizi neler sıkar?
MİRAÇ
Miraç, kelime anlamı olarak göğe yükselme, çıkma anlamlarına gelir. Dinimizce Recep Ayının 27. gecesine Miraç gecesi denir.
İsra ve Miraç hadisesi, Peygamber Efendimiz(SAV) hicretinden 18 ay önce bu olay olmuştur. Miraç, Peygamber Efendimiz(SAV) Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya oradan da Allah’ın huzuruna yükseldiği hadiseye denir.
Tüm Müslüman aleminin Miraç kandili mübarek olsun.
Bu mübarek gece hürmetine depremde vefat eden kardeşlerimize Allah Rahmet eylesin, mekanları cennet olsun inşAllah. Rabbim geride kalanlara dayanma gücü versin. Birlik ve beraberliğimiz ilelebet devam etsin daha fazla güçlensin.(Amin)
…
Öyle acılar yaşandı ki unutulacak gibi değil Rabbim bir daha yaşatmasın.
XX.YÜZYIL AŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ
Bu yüzyıl, aşık şiirinin çok güçlü olduğu bir dönemdir. Diğer yüzyıllara göre aşıkların hayatları hakkında daha geniş bilgilere sahibiz. Bu yüzyılda aşıkların sevilmesinde ve tanınmasında aşıklar bayramının etkileri küçümsenmeyecek derecede fazladır.
Bu yüzyılda aşıklar, teknolojinin de gelişmesiyle seslerini büyük kitlelere duyurarak kendilerini tanıtma imkanı bulmuşlardır. Bu dönemin aşıkları eserlerinde; Atatürk ve devrimlerini, Kurtuluş Savaşını ve kahramanlarımızı dile getirmişlerdir.
Çok partili dönemden sonraki gelişen olaylarda, memleket sorunları ve dönemin yöneticileri de ele alınan bazı önemli konularındandır. Bu yüzyılın aşıkları ülke içerisinde ve dışarısında pek çok toplantılara da katılarak görüşlerini bildirme olanağı da bulmuşlardır.
Kaynakça: Açıköğretim kaynakları
BAKIŞ AÇISI
Ölümün olduğu bu dünyada bakış açısı nasıl değişir bilmem ama bildiğim bir şey varsa nasıl yaşıyorsan o şekilde öldüğündür.
Yani burada insanlara yahut tüm canlılara faydalı olma düşüncesiyle yaklaşımın varsa faydalı ol bu çok güzel bir şey. yani ölüm var diye iyilik yapılıyorsa hiç yapılmasın bu yapılan iyilik korku odaklı oluyor içten geldiği için değil. Sen iyilik yapıyorsan senin ruhun ve bedenin iç huzura kavuşuyor zaten.
Bu sebepten dolayı bir şeyler var diye bakış açısının değişmesi biraz farklı geliyor bana. Dünyada düzgün yaşayıp faydalı olduktan sonra hem bedenin hem ruhun rahat oluyor zaten kaldı ki ölümün gelmesi de her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Başka bir boyuta geçiyorsun sadece o kadar.
ruhumuzun ve bedenimizin güzelliklerle dolu olması dileğiyle…
Ölüm bakış açınızı nasıl değiştirir?
ANLAYIŞSIZLIK
Anlayışsız insanlardan bir de kendini bilmiş zannedenlerden şikayet etmişimdir. Anlamak bana göre zahmetli bir şey çünkü kişi karşındakine anlayış gösterdiği zaman işine geldiği gibi hareket edemeyeceği için kişinin o anki ruh halini empati kurarak anlama zahmetinde bulunur. Zahmet deme sebebim de günümüzde böyle kişilerin çok nadir bulunduğu ve kimsenin seni anlamak için çaba göstermeyip herkesin işine geldiği gibi hareket etmesinden dolayıdır.
İşin kötü tarafı ise ne kadar anlayışlı bir insan olsan da anlayışsız davranış biçimi gördüğünde sen de karşındaki kişiye aynı şekilde yaklaşırsın. Kısacası sana gösterileni sen de karşı tarafa gösterirsin. Hal böyle olduğunda ne kimse kimsenin derdine anlayış gösterir ne de senin iyi ya da kötü yaşamına saygı duyulur. Herkesin işine geldiği gibi yaşadığı bu evrende sen de bu şekilde yaşamaya devam edersin.
Bana göre bu zamanda hastalıklı bir durum olan anlayışsız olma hali sürekli devam ettikçe insanın yalnızlaşması ve kendi kabuğuna çekilmesi kaçınılmaz gibi duruyor.
Bir de çok bilmiş olma durumu, sevilmeyen çok çirkin bir hal bana göre, şöyle bir deyim vardı bu duruma açıklık getiren; boş tenekeden çok ses çıkar, bu deyimden yola çıktığımızda bu tip insanların özelliklerini az çok anlayabiliriz. Yaşadığımız toplumda karşımıza çıkan bu gibi insanların bize verdiği şeyler; negatiflik, halden anlamazlık gibi daha bir çok şeyler sayılabilir. Zaten hayatın verdiği belli başlı streslerin yanında bir de böyle saçma sapan şeylerle uğraşmak insanın omuzundaki yükü iki katına çıkartıyor.
Diyeceğim şu ki; karşımıza anlayışlı, akıllı, mütevazi insanların çıkması dileğiyle…
T.Güngör
En çok nelerden şikayet edersiniz?
koşu
İzlemeyi ve oynamayı en sevdiğiniz sporlar nelerdir?
Koşu en sevdiğim spor dallarından biri. Nedeni de insan koştukça veya yürüyüş yaptıkça beden olarak açıldığını, beyin olarak da özgürleştiğini hissediyor. Mesele küçük bir sahil kasabasında yaşıyorsanız bu etkinliği mutlaka yapmanızı tavsiye ederim. Tabii sadece sahil kasabasında yaşayanlara değildir önerim insan günlük koşuşturmalar içerisinde bedenini ve beynini aktif hale getirecek bir uğraşı olmalı. Bu insanın ruhunu hem genç tutar hem de bedeni ve beyni yaşlandırmaz.
Aksine sizi mutlu kılar:))
BREMEN’E BİR BAKIŞ
Almanya’nın en eski liman kenti olan olan Bremen, bir liman ve sanayi şehridir. Weser nehri boyuna kurulu olan bu şehir ülkenin kuzey batısında yer alır. Şehir Rönesans döneminden kalma belediye binası, 800 yıllık S.t.Peter Katedrali , eski Schütting eviyle meşhurdur. Weser Irmağının sol kıyısında şirin ve güzel evler bulunmaktadır. Üç şeritli bulvar ve çiçek tarhlarıyla burası, Avrupa’nın bahçe şehri, olarak kabul edilir.
Tarihi binaları ve meydanları Unesco dünya miras listesine girmiş, bu küçük şehri gezmek için iki gün yeterlidir.
Resimler için R.Güngör’e teşekkürlerimi sunarım









