EMİR SULTAN

Emir sultan, olarak tanıdığımız yazarımızın asıl adı Seyyid Şemseddin Muhammed bin Ali el-Hüseyni el-Buhari’dir. Bazı rivayetlere göre yedinci göbekte  Hz. Muhammedin soyuna ulaşmış, Emir Külal ismiyle tanınan  Seyyid Ali adıyla tanınmış  Buharalı bir  mutasavvıfın oğlu, bir velî kişidir. Bu velî kişimiz Osmanlı devletinin büyüyüp gelişmesinde maddi ve manevi yardımları olmuştur. Emir sultan, asıl hizmetini kurduğu tarikat ve yetiştirdiği müritleri vasıtasıyla yapmıştır. Emir sultanı şu şekilde açıklayabiliriz:

  • Emir sultan, Türk- İslam dünyasında ilmin zirvesinin olduğu yer, olarak bilinen Buhara’da yetişmiştir.
  • Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Mükerreme’de  ilim öğrendi.
  • Hac görevini yerine getirdikten sonra Medine’de bir süre kaldı.
  • Medine’de kaldığı zamanlarda bir gece rüyasında Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin kendisine Rum’a gitmesini ve mezarının da orada olacağını söylemeleri üzerine  önce Irak üzerinden Anadolu’ya geçti sonra Karaman, Isparta, Kütahya ve İnegöl üstünden Bursa’ya gelerek bir mağaraya yerleşmiş ve orada bir süre ibadet ve takva içinde yaşamıştır.
  • Emir Sultan, mutasavvıflara ilgisi olan Bursa halkı tarafından sevilmiş  ve etrafına birçok mürit toplamıştır.
  • Bursa’da Şemseddin Fenari’den ders alan Emir Sultan’a icazet diploması,  hocası tarafından yazılıp verilmiştir.
  • Emir Sultan,  daha sonra 1. Beyazid’in kızı, Hundi Hatun ile evlenmiş  ve bu evlilikten iki kızı bir de kendi emiri ile öldürteceği  oğlu,  Emir Ali Çelebi doğdu.
  • Emir Sultanın çocukları, kendisinden önce vefat etmiştir.
  • Emir Sultan’ Kerametler Sultanı’ olarak anılmıştır.
  • Osmanlı sultanları, Emir Sultan’a hürmet eder, sefere çıkacakları zaman ise huzuruna gelip mübarek duasını alırlardı. Aynı zamanda Emir Sultan, birinci Bayezid’in ‘Bilim Danışmanı’ idi. Ayrıca ordu, onun eliyle  kılıç kuşanırdı.
  • Emir Sultan, her zaman  müritlerine,  din ve vatan için yapılan gazaları teşvik etti. Ve bu işlerin, kutsiyetini anlatarak onların da bu yola gönül bağlamalarını sağladı.
  • Emir Sultan’ın,  ölümünden sonra bile manevi yardımlarının, sınırlarda  gaziler tarafından görüldüğü  sürekli bir şekilde anlatılır.
  • Emir Sultan, çok gayret sarf etmesine  rağmen Timur- Yıldırım çarpışmasının önüne geçemedi. Ve savaş  Emir Sultan’ın dediği gibi Yıldırım Bayezid’in aleyhine sonuçlandı.
  • Emir Sultan, altmış üç yaşında vefat ettikten sonra , kendisinin  eşinin ve çocuklarının  da olduğu türbesi Bursa’da bulunur.
  • Türbe’nin kalabalık bir kafile ile ziyaret edilmesi geleneği, bundan elli yıl öncesine kadar devam etmiştir.
  • Emir Sultan,  Anadolu’nun  Türkleşmesi- İslamlaşmasında  büyük bir hizmeti olmuştur.
  • Emir Sultan daha çok’ Toplum Hocası’ olarak görev yapmış ve öğrenci yetiştirip şairlik yönü  itibariyle  de birkaç şiir yazmış ve söylemiştir.  Bir eseri olmamakla birlikte  ona ait bir menakıpname ölümünden sonra  müritleri tarafından kaleme alınarak birkaç nüsha halinde yazıldı.
  • menakıpname: Velilerin, kerametlerini konu alan eser.

( kaynakça : Açıköğretim Kaynakları)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hundi_Fatma_Hatun

Kemal Ümmî

Kemal Ümmî’nin gerçek adı İsmail olup hayatı hakkında fazla bilgiye sahip olunmamaktadır. On altıncı yüzyıl şairlerinden Hâki’nin yazmış bulunduğu bir beyitte bir de bazı araştırmacıların vermiş olduğu bilgiye bakılırsa Kemal Ümmî’nin Niğde’de doğduğu veya uzun süre Niğde’de yaşamış olduğu söylenebilir.

  • Kaynaklara göre Kemal Ümmî’nin, Muhammed Bahaeddin-i Erzincanî’nin halifelerinden ve Şeyh Cemâl’i Halvetî Pirdaşlarından olduğu hakkında hemfikirlerdir.
  • Kemal Ümmî Karaman’da ölmüş ancak türbesi Niğde’nin Yenice mahallesindedir.
  • Kemal Ümmî’nin Manisa, Karaman,Mudurnu ve Niğde’de birer makamı olması Anadolu halkının onu benimsediği ve sevip saydığının belirtisidir.
  • Eserlerinde içerik yönünden Yunus Emre’nin takipçisi olmuştur.
  • Şiirlerinde aruz veznini kullandı.Gazel,mesnevi,kaside’de klâsik nazım şekilleri ile tasavvufi şiirler söyledi.
  • Kemal Ümmî tekke şiirinde kendisinden sonrakilere örnek olmuş önemli bir kişidir.
  • Eserlerini aruz vezniyle yazıp sade bir Türkçe kullanarak halkın dilinden kopmamış usta bir sanatçıdır.
  • Kemal Ümmî yazdıklarının arasında ilahi tarzında başarı yakaladı.Şöhreti Anadolu sınırlarını aşarak Taşkent,Özbek,Kırım ve Kazan Türkleri arasında tanındı.
  • Mehmet Fuat Köprülü’nün on beşinci yüzyıl şairlerinden Kemal Ümmîye ayrı bir önem vermesinin sebebi Dîvanının dil bakımından Türk Dili tarihine ışık tutacağındandır.
  • Kemal Ümmî Dîvan’ında iyi ahlak,ibadet,Allah sevgisi,dünyanın faniliğinden bahseder.
  • Ayrıca Dîvan’da kaside, gazel, münacat,naat, mesnevi ve ilahilerden oluşmuş nazım türleri ile 2371 beyit bulunur.
  • Kemal Ümmî’nin Dîvanının pek çok yazma nüshası bulunmakla birlikte Kırk Armağan adında didaktik bir eseri vardır.

“Her kim cihâna geldi peşîmân olur gider
Kim ders ile gelür ise dermân alur gider

Evvel kâdem bu menzile çün basdı ağlayu
Ahir dahi o zâr ile giryan olur gider

Bayramıdur ölüm güni gerçek âşıklarun
K’anlar cânını ma’şuka kurban alır gider
Hak sen inayet it bu Kemal Ümmî âsîye
Kim hazretüne el dolu isyân alur gider”

(Güzel 2009:649). Açıköğretim Kaynakları

Süleyman Çelebi

Süleyman Çelebi Türk edebiyatında mevlit yazarı olarak tanındı. Edebiyatımızın değerlilerinden olan Vesiletü’n-Necât adlı eseri kaleme aldı.Bu eser yazıldığı dönemde büyük bir önem kazanarak günümüzde de hala önemini korumaktadır.

  • Süleyman Çelebi on beşinci yüzyılın önemli mevlit yazarlarından olmaktadır.
  • Çelebi bir süre Sultan Bayezid’in Divân-ı Hümâyun imamlığı görevini yaptı.
  • Daha sonra Bursa Ulu Cami baş imamlığa getirilerek ömrünün sonuna kadar bu görevde kaldı.
  • Süleyman Çelebi iyi bir dini eğitim ve öğrenim gördü.
  • Eseri olan Vesiletü’n-Necât’ı 1409’da tamamladı.
  • Süleyman Çelebi eserini sade ve manzum bir dille yazdı.
  • Vesîletü’n-necât özel bir makamla cami ve evlerde okunarak halk arasında büyük bir önem kazandı.
  • Süleyman Çelebi eserinde Yunus Emre gibi Sehl-i mümteni sanatını ustalıkla kullandı.
  • Süleyman Çelebi bölümlerin ve kitabın bütünlüğüne önüm verip her mısranında ayrı bir güzellikte olmasını sağladı.
  • Vesîletü’n-necât, 732 beyit olup Türk edebiyatında benzeri olmayan bir önem arz etmektedir.
  • Süleyman Çelebi bu eserini Klasik Divan Edebiyatının nazım şeklinde yazmasına rağmen eser Dini-Tasavvufi Türk Edebiyatının bilim dalına aittir.

Eşrefoğlu Rûmi

Eşrefoğlu Rûmi Osmanlı’nın kuruluş devri sonlarıyla yükseliş devri arasında yaşadi. İlim-irfan-irşad gibi çeşitli sebeplerden dolayı Ankara, Hama, Bursa gibi illerde bulundu.

  • Eşrefoğlu Rûmi’ye babasının adından dolayı Eşrefzade veya Eşrefoğlu denildi.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin gerçek adı Abdullah’tır.
  • Künyesi ise Abdullah bin Seyyîd Ahmed Eşref bin Seyyîd Muhammed Suyûfî’dir.
  • Eşrefoğlu Rûmi 754(M 1353) İznik de doğmuştur.
  • Eşrefoğlu Rûmi zâhirî ve batınî ilimleri öğrendikten sonra bağlı olduğu Emir Sultan tarafından Ankara’ya Hacı Bayram Veli’nin yanına gönderilir.
  • Eşrefoğlu Rûmi Ankara’da on bir yıl nefis mücadelesi verdikten sonra Hacı Bayram Veli’den icazet alarak İznik’e halife olarak döndü.
  • Eşrefoğlu Rûmi sonra Hacı Bayram Veli’nin emri ile Geylani’nin evladından Hama’da olan Şeyh Hüseyin el-Hamavi’ye bağlanır.
  • Şeyh Hüseyin , Eşrefoğlu Rûmi’ye bir süre sonra hilâfet verir.Ve onun Anadolu’da Kadiriyye tarikatının kurulmasından ve yaşatılmasından sorumlu tutar.
  • Eşrefoğlu Rûmi İznik’e geri döndükten sonra Kâdirîliğin kolu olan Eşrefiyye tarikatını kurarak halka irşada başladı.
  • Eşrefiyye tarikatı kısa zamanda yayıldı. Özellikle İznik ve Bursa çevresinde etkili oldu
  • Eşrefoğlu Rûmi Kadirîler çevresinde bu tarikatı Anadolu’ya getirip yaydığı ve bir kurum haline getirdiğinden dolayı Pir-i Sâni olarak anıldı.
  • Eşrefoğlu Rûmi Anadolu’nun Türkleşmesinde ve Türklerin İslamiyeti yaşam haline getirmelerinde etkili oldu.
  • Eşrefoğlu Rûmi Anadolu’da Mevlevilikten sonra Ehl-i Sünnet tarikatının yayılmasında emeği olan önemli mutasavvıflardandir.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin şiirlerinde Yunus Emre tesiri şiddetli bir şekilde hissedilir.
  • Şiirlerinde hece ve aruz veznini başarılı bir şekilde kullandı.
  • Lirik şiirlerin yanında didaktik manzumelere de yer verdi.
  • Didaktik mensur eserlerinin dili halk diline yakın olduğu için tasavvufi ahlak anlayışı kolay bir şekilde yayıldı.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin H.874/1470 tarihinde vefat etmiştir.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin nesri 14. Yüzyıl ve 15.yüzyıl Anadolu Türkçesinin en güzel örnekleri arasında yerini aldı.
  • Onun Divânı dışında kalan diğer eserleri

Mensur Eserleri

  • Müzekki’n-Nüfûs
  • Tarikatnâme
  • Delâilü’n-Nübüvve
  • Fütüvvetnâme
  • İbretnâme
  • Ma’zeretnâme
  • Hayretnâme
  • Münâcâtnâme
  • Esrârü’t-Tâlibin
  • Tacnâme
  • Elestnâme
  • Nasihatnâme
  • Cinânü’l-Canân v.b

“Aşkun odu ciğerimi
Yaka geldi yaka gider
Garip başum bu sevdâyı
Çeke geldi çeke gider

Ârifler durur sözüne
Gayrı görünmez gözüne
Eşrefoğlu yâr yüzüne
Baka geldi baka gider”(Güzel 2009:632-633)

Açıköğretim Kaynakları

Hacı Bayram Veli

Hacı Bayram Veli çok iyi bir eğitim alarak profesörlüğe kadar yükselmiş ve hayatı boyunca birçok insan yetiştirmiştir.

  • Hacı Bayram Veli’nin asıl adı Numan’dır.
  • Hacı Bayram Veli Somuncu Baba (Hamidüddin Aksarayi) tarafından Şeyh Şüca aracılığıyla Kayseri’ye davet edildi.
  • Şeyhi Hamidüddin’in kerametlerini gören Hacı Bayram Veli profesörlüğü bırakarak Şeyhiyle birlikte Şam ,Rum ve Hicaz’a gitti.
  • Hacı Bayram Veli Şeyhiyle Mekke’de üç yıl kaldı.
  • Hacı Bayram Veli Şeyhiyle Aksaray’a yerleşti. Şeyhinin vefatından sonra ise onun halifesi olarak Ankara’ya geri döndü.
  • Hacı Bayram Veli birleştirici-bütünleştirici yönüyle Halvetiyye ve Nakşibendi tarikatlarını birleştirerek Bayramiyye tarikatını kurdu.
  • Hacı Bayram Veli tasavvufi olgunluğa ulaşarak “tasavvuf-ilim” sentezini yaptı.
  • Hacı Bayram Veli’nin kısa sürede şöhreti Anadolu’ya yayılınca bunu çekemeyen bazı din adamları değişik senaryolar uydurarak devrin padişahı İkinci Murat’a şikayette bulundular.
  • Padişah’ın daveti üzerine ziyarete giden Hacı Bayram Veli’de olağanüstü haller padişah ve devlet büyükleri tarafından farkedilince sorguya alınmadan özür dilenerek İkinci Murat’ın ihsanina Mazhar olur.
  • Hacı Bayram Veli’nin Ankara’ya dönüşü zamanında Gelibolu’ya uğrayarak Muhammediye’nin yazarı Yazıcızâde Mehmet Efendi ve kardeşi Ahmet Bicânla görüşüp onları tarikata dahil etti.
  • Hacı Bayram Veli’nin yanında yetişenler başta Akşemseddin olmak üzere, Eşrefoğlu Rûmi, Akbüyük, Dede Ömer Sikkini, Kızılca Bedreddin gibi birçok halife yetiştirdi.
  • Hacı Bayram Veli (1429-30) yıllarında vefat etti.
  • Hacı Bayram Veli’nin müstakil bir eseri olmamakla birlikte onun eseri yetiştirdiği insanlardır.Hizmeti çok büyük olmuştur.
  • Bugün elimizde Hacı Bayram Veli’ye ait heceyle üç aruzla iki şiiri bulunmakta.

“Hiç kimse çekebilmez güçtür felegün yayı

Derdine gönül verme bir gün götürür vayı

Bir fâni vefâsızdur kavlüne inanma hiç
Gâh bây’ı ider yohsul, gâh yohsul’u ider bây’ı

Oynayı gelür aldadur çünkü eli çabuktur
Bir bunculayın fitne kande bulur arayı

Bayram kamu âlimler bu mâninün altunda
Kaf’tan kaf’a hükmeder bilmez bu muamma’yı

Çün yüzünü döndürdü bir lahza karar etmez
Nice seri pây ider döner öder ser-pâyı

Ol vâhid ki vahdet kesret’te kani tefrîk
Hızır irmedi bu sırra bildirmedi Mûsâ’yı

Miskin Hacı Bayram sen dünyaya gönül verme
Bir ulu imaretdür alma başa sevdayı”

(Güzel2009:629). Açıköğretim Kaynakları


Kaygusuz Abdal

Kaygusuz Abdal on dördüncü yüzyıl sonu ile on beşinci yüzyıl başlarında yaşadı. Abdal Musaya intisap etti. Ve Tasavvuf Edebiyatının Yunus Emre’ den sonraki en büyük temsilcisi olmuştur.

  • Kaygusuz Abdal Teke ili Alâiye sancağı beyinin oğlu olup asıl adı Gaybi’dir.
  • Kaygusuz Abdal’ın Menâkıbnâme nüshalarında onun hac’dan döndükten sonra Abdal Musaya bağlanmasına kadar her şey kayıtlıdır.
  • Kaygusuz Abdal maddi ve manevi çok iyi bir eğitim aldı .
  • Edinilen bilgilere göre Kaygusuz Abdal’ın ailesi ve çocukluğu hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte Abdal Musaya bağlandığı bilgisi kesin.
  • Kaygusuz Abdal’ın Eserlerinde geçen şahıslar onun yaşadığı dönem ve çevresi hakkında bilgi verir.
  • Eserlerinde kullandığı mahlas :
    • Kul Kaygusuz
    • Sarayi
    • Miskin Sarayi
    • Miskin Kaygusuz
  • Yunus Emre’de de görülen bu “Miskin” sıfatı tasavvufi bir anlam taşımaktadır.
  • Kaygusuz Abdal’ın ölüm tarihi hakkında kesin bilgi yoktur. Yapılan araştırmalara göre on beşinci yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği düşünülür. Bazı araştırmacılar ölüm tarihini 1444 tarihi olarak kabul ederler.
  • Kaygusuz Abdal eserlerini manzum,mensur,manzum-mensur karışık olarak yazdı.

Manzum Eserleri

  • Divan
  • Gülistan
  • Mesnevi-i Baba Kaygusuz (1-2-3)
  • Gevhernâme
  • Minbernâme

Mensur Eserleri

  • Budalanâme
  • Kitâb-ı Miğlate
  • Vücûdnâme
  • Risale-i Kaygusuz Abdal (tercüme)

Manzum-Mensur Eserleri

  • Sarayname
  • Dil-güşa

Abdal Mûsâ

Abdal Mûsâ’nin Anadolu’ya Horasan’dan geldiği ve on üçüncü yüzyıl sonları ile ondördüncü yüzyıl başlarında yaşayıp Anadolu’ya pırıl pırıl Alp-Erenler yetiştirdiği bilinir.

  • Abdal Mûsâ Dergâhını Antalya Elmalı Kazasinin Tekke Köyüne kurarak Anadolu’ya Alp-Erenler yetiştirdiği bilinir.
  • Abdal Musa’nın hayatı hakkında bilgiler çok azdır hala incelenmeyenlerde vardır.
  • Elimizde bulunan “Abdal Mûsâ Velayetnamesi” on ikinci yüzyılda yazılmıştır.
  • Bu Velayetnameden başka ele geçen Süleyman Fikri Erten, Sadeddin Nüzhet Ergün,Naci Kum aynı Velayetnameyi tekrar ettiler.
  • Abdal Mûsâ’nın eserini tamamlayan bir diğer eser de Kaygusuz Abdal’ın Menakib’nâmesidir.
  • Rivayetlere göre Abdal Musa’nın Osmanlinin kuruluşunda yer alan Alp-Erenlerden olduğu bilinir.
  • Orhan Gazi zamanında Abdal Musa’nın Bursa’nın fethinde bulunduğu ve Geyikli Baba ile münasebeti olduğu bilinir.
  • Velayetnameye göre Abdal Musa’nın Hacı Bektaş Veli’nin vefatından sonra( 1272 ) yaşadığı Gazi Umur Bey ile görüştüğü bilinir .
  • Abdal Musa’nın ölüm tarihi hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 1380-1410 yılları arasında vefat ettiği düşünülür.
  • Bugün Abdal Musa’nın mezarı Elmalı Tekke köyünde olduğu bilinir.

Yunus Emre

Türk Tasavvuf Edebiyatında kendine has yeri olan Yunus Emre başlattığı Tekke Şiiri geleneğini Anadoluda kendine özgü bir şekilde sürdürdü.

Yunus Emre’nin Hayatı

  • Yunus Emre hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte biz onu tarihi ve efsanevi eserlerde bir de rivayetlerden öğrenebiliriz.
  • Yapılan incelemelere bakarak Yunus Emre’nin hayatında önemli bir yeri olan Tapduk Emre vardır.
  • Yunus Emre’nin ve ailesinin Anadolu’ya nereden ve ne zaman geldiği hakkında kesin ve yeterli bilgi yoktur. Sadece:
  • On ikinci ve on dördüncü yüzyilda sosyal ve siyasal durum göz önüne alınırsa Orta Asya’dan yapılan göçlerin sonucunda Anadolu’ya geldiği ve çiftçilik yaptığı kabul ediliyor.
  • Yunus Emre’nin doğum yeri hakkında bilgiler yeterli olmamakla birlikte Hacı Bektaş’ın velayet-namesinde geçen bilgilere göre Sivrihisar’ın Sarıköyü’nde doğduğu bilgileri yer alır.
  • Aşık Çelebi ise eseri olan meşairü’ş-şuarada Yunus Emre’nin Bolulu olduğu yönünde bilgiler vardır.
  • Yunus Emre’nin bu bilgiler doğrultusunda on üçüncü yüzyıl sonlarında ve on dördüncü yüzyıl başlarında yaşadığı ortaya çıkmaktadır.
  • Yunus Emreden bahseden eserler :Hacı Bektaş Velayet-nâmesi, Mecdi’nin Şakayık Tercümesi,Aşık Çelebi’nin Meşairü’ş-şuara’sında onun ismi hep Yunus Emre olarak anılmaktadır.
  • Ölümü hakkında yapılan incelemelere göre 720/1320-21 senesinde vefat ettiğini belirtmişlerdir.
  • Yunus Emre’nin çok sevilmesi ve halk tarafından benimsenmesi üzerine Anadolu’nun bir çok yerinde mezarı ve makamı vardır.
  • Yunus Emre’nin iki eseri vardır. Bu eserlerini Sehl-i mümteni metoduyla yazmıştır.Eserlerinde ilahi aşk ve sevgiyi ,ölüm ve ölümsüzlük fikirlerini dile getirdi. En fazla aşk ve ahlak üzerinde durdu.Bunlar:

Risaletü’n -Nushiyye
Divan

Süleyman Hakim Ata

Süleyman Hakim Ata (Bakırganı) Hoca Ahmet Yesevi’nin Halifesi ve müridi sayılır.

  • Hikmetli siirleri ve sözleri Harezm’de Türk dilinin ve kültürünün daha da canlanmasına vesile oldu.
  • Süleyman Hakim Ata Hikmetleriyle Hoca Ahmet Yesevi’nin geleneğini sürdürdü.
  • Eserlerini Ahmet Yesevi gibi arı bir dille söylediği hikmetlerinde Türkleri dini ve ahlaki konularda bilgilendirmesi ile Allah ve peygamber sevgisi de aşılamistir.
  • Hakim Atanın üslubu Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet teki üslubu gibidir.
  • Hakim Ata eserlerinde Allah’a, peygambere ve Veliyullah’a duyduğu muhabbetten bahsetmiştir.
  • Cennet ve Cehennem kavramlarını açıklayarak cennetin hoşluğu Cehennemin ise korkunç azaplarından bahsetti .
  • Süleyman Hakim Atanın Ahmet Yeseviye duyduğu muhabbet ve bağlılık eserlerine yansımıştır.
  • Süleyman Hakim Ata eserlerinde Hızır Aleyhisselam’a da yer vermiştir.
  • Süleyman Hakim Atanın kendine ait bazı sözleri vardır.Bunlar:
  • “Her geleni Hızır.Her geceyi Kadir bil.”
  • “Başkası buğday biz saman,baskasi yahşi biz yaman”gibi sözler Hakim Ataya aittir.
  • Eserlerinde birtakım şüpheler olmakla birlikte Hakim Ataya ait olduğu ifade edilen üç eseri vardır.
  • Eserlerinde Kul Süleyman,Hakim Süleyman, Hakim Ata gibi mahlaslar kullandı.

Eserleri

  • Bakırgan Kitabı
  • Âhir Zaman Kitabı
  • (Bibi) Meryem Kitabı

“Seherde uyanıp durma Hakk’ı zikret
Ölümü düşün gönlünü uyar Hakk’ı zikret
Karanlık mezarının namazla çıranı yak
Gönül çerağını namazla nurlandır Hakk’a bak

Uykunu haram et uzun gecelerde

Malından zekat ver bu dünyada

Kıyamet’te verecek sana Hakk orada

Oğul kızın ilim öğrensin ver üstada”

Açıköğretim Kitapları (Güzel 2009:488).

Ahmet Yesevi

Ahmet Yesevi görüş ve düşünceleri doğrultusunda Yesevi tarikatıni kurarak İslamiyet’in geniş coğrafyada ve Türkler arasında yayılmasına rol oynamıştır.

Ahmet Yesevi’nin Hayatı

  • Ahmet Yesevi 11.yuzyilin sonu ve 12.yuzyilin başlarında Sayram’da doğdu.
  • Babasi İbrahim’in vefatından sonra yedi yaşındaki Yesevi ablası Gevher Şehnaz ile birlikte Yesi şehrine giderler.
  • Hicazdan gelen Şeyh Aslan Baba Yesevi’nin manevi babası olur.
  • Küçük yaşta olan Yesevi Şeyh Aslan Baba’nın öğrettikleriyle yetişmeye başlar.
  • Yesevi Şeyh Aslan Baba’nın yol göstermesiyle Buharaya gider ve Şeyh Yusuf Hamedâni’ye bağlanır.
  • Ahmet Yesevi hocasının ölümüyle Yesi’ye dönüp ve Yesevi tarikatıni kurmuştur.
  • Ahmet Yesevi geçimini tahtadan kaşık kepçe yaparak sürdürdü.
  • Ahmet Yesevi yesi’de halka doğru yolu göstermeye başladı.
  • Türkistan’da yedi-su çevresinde güçlü bir islamlasma cereyanı başladi
  • Ve diğer İslam ülkelerine bu tasavvuf cereyanı yayıldı.
  • Ahmet Yesevi Sir-derya ve Taşkent çevresinde bozkirlarda yaşayan Türkler arasında nüfuz sahibi oldu
  • Ahmet Yesevi eserlerini arı bir dille Türk Halk Edebiyatının nazım şekilleriyle yazmakta olduğu manzumeleriyle anlatıyor.
  • Manzumelerine Hikmet adını vermiştir.
  • Dervislerinin aracılığıyla manzumeleri geniş coğrafyaya dağılan Türklere de yayıldı.
  • Böylelikle Yesevilik tarikat haline geldi.
  • Ahmet Yesevi’nin çevresindeki halk Arapça ve Farsça bilmesine rağmen eserlerindeki İslam ve tarikat adabini ve erkanini sade bir dille ve Türk Halk Edebiyatınin nazım şekilleriyle yazdığı manzumeleriyle anlatiyor.
  • Orta Asya’da İslamiyet’in yayılmasında Yesevi’nin rolü büyüktür.
  • Yesevi eserlerini Türklerin yakın olduğu güzel sanatlara göre okuması Türklerin İslamiyete alakasınin olmasını sağlamıştır.
  • Yesevi ölümünden iki yüz yıl sonra Timurlenkin rüyasına girip zafer müjdesi vermiştir.Timurlenk zaferden sonra Türkistan’a Ahmet Yesevi türbesini yaptırmıştır.

Ahmet Yesevi’nin Eserlerinde İşlediği Konu

  • Ahmet Yesevi’nin eserleri öğreticidir.
  • Eserlerinde dini-ahlaki öğütler vermiştir.
  • Allah’a kulluk borcun ödenmesi,
  • Allah’a olan sevgisi ve Hz. Muhammed sevgisini işlemiştir.
  • Yesevi ahiret hayatı gibi konuları ele almıştır.
  • İki önemli eseri vardır : Divan-ı Hikmet ve Fakr-nâme dir.

Divan-ı Hikmet

  • Divan-ı Hikmet Yesevi’nin Hikmet lerini içine alan eserin adıdır.
  • Bu eserin Türkler arasında düşünce birliği oluşturması bakımından önemlidir.
  • Divan-ı Hikmet dini ve İslami konuları icermekle birlikte milli hayat hakkında da bilgi verir.
  • Divan-ı Hikmet teki milli unsur nazım ve söyleyişte de kendisini hissettirir.
  • Hikmetlerin oluşumu Türklerin yaşayış ve düşüncelerinden esinlenilmiştir.

Fakr-name

  • Divan-ı Hikmet’in önsözü yerine geçer.
  • İçerik itibariyle tarikatın adâb ve usulünü, ekranını
  • Bir şeyhin ve dervişin vasıflarını,
  • Türklerin yaşayış ve anlayış tarzının İslam’a benzer olduğu için İslamiyet’e girdiklerini anlatır.
  • Fakr-namede yer alan tarikatın makamı ve mertebeleri ile ilgili özellikler istisna edilirse derviş ve şeyhin halleri ve hareketlerine dair sözler bu ortak dilde güçlü bir şekilde birleştirilmiş ifadelerdir.

Bu Fakr-nâme geleneği Ebu’l- Hasan Harakani ile başlamış olup Ahmet Yesevi sonra Aşık Paşa devam ettirdi.