ÂŞIK ŞİİRİNİN OLUŞUMU, GELİŞİMİ VE XVI. YÜZYILDAKİ TEMSİLCİLERİ

Halk edebiyatı eserlerinin en belirgin özelliği ilk söyleyenin veya söyleyenlerin bilinmemesi ya da biliniyorsa unutulmasıdır. Türk şiirinin başlangıcı veya tarihi üzerine yerli ve yabancı pek çok araştırmacı görüş bildirmiştir. Bunlar arasında adı geçen; C.Brockelmann, İ. V. Stebleva, F. Y. Korş, R.Rahmeti Arat, M, Fuat Köprülü, T. Tekin gibi sayılabilir. Bunlardan örnek verecek olursak İ.V. STEBLEVA’ya“ÂŞIK ŞİİRİNİN OLUŞUMU, GELİŞİMİ VE XVI. YÜZYILDAKİ TEMSİLCİLERİ” yazısının devamını oku

XX. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATININ ANADOLU’DAKİ DURUMU VE TEMSİLCİLERİ

Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu bu zamanda Dinî ve Tasavvufî Türk Edebiyatı yepyeni eserlerle zenginleştirilmiştir. Tekke ve zaviyelerin de kapatılmış olmasına rağmen bazı yazar ve şairlerimiz önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu şairlerimiz; Mihrabî, Edip Harabî, Mehmet Nuri, Âşık Molla Rahim, Yozgatlı Hüzni, Derûni, Zeynel Usul Baba, Sıtkı, Ferid Kam, Ahmed Hamdi Akseki, Ahmed Nâim, Yahya Kemal, Kemal Edip“XX. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATININ ANADOLU’DAKİ DURUMU VE TEMSİLCİLERİ” yazısının devamını oku

XIX. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATININ ANADOLU’DAKİ DURUMU VE TEMSİLCİLERİ

XIX. yüzyıl, Türk edebiyatının batıya yöneldiği bir dönemdir. Bu dönemde Tanzimat’la birlikte batıya ait pek çok eser tercüme yoluyla ülkede yayımlanmaya başlamıştır. Sosyal hayatında batılılaşmaya başladığı dönemde edebiyatta batılı formlar içinde şekillenmeye başlamış Dinî- Tasavvufî Türk edebiyatı ise varlığını korumaya devam etmiştir. Bu gelenek içerisinde yazılan eserler münferit ve müstakil olarak isimlendirilir. Münferitler: divanların içindeki“XIX. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATININ ANADOLU’DAKİ DURUMU VE TEMSİLCİLERİ” yazısının devamını oku

XVIII. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATININ ANADOLU’DAKİ DURUMU VE TEMSİLCİLERİ

18. yüzyılda halk şiiri çok fazla gelişme gösterememesine rağmen ondan önceki yüzyılda başlayan âşıkların aruzla şiir söyleme geleneğini de devam etmemiştir. Bu durum halk şiirinin melezleşmesine sebep olmuştur. Orta Asya şairlerinden; Nevbetî, Baba Rahîm, Abdulmecid’in Harâbât ve divanından başka Rahat-ı Dil isimli eseri bulunan sofî Hüveyda, divan sahibi Gazi’de bu yüzyılın şöhretli olanlarıdır. O dönemin“XVIII. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATININ ANADOLU’DAKİ DURUMU VE TEMSİLCİLERİ” yazısının devamını oku

KONYALI MEHMET YAKICI

Konyalı Mehmet Yakıcı, xx. yüzyıl âşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden biridir. 1879 yılında Konya’nın Sarnıç Mahallesinde doğmuştur. Babası Konya’nın Merkez Göçü Köyünün kurucularından Bekir Ağa, annesi ise Münevver Hanım’dır. Yakıcı, eğitim hayatına Konya Sarnıç Mahallesi Sadırlar Mesud Efendi Mektebinde başlamıştır. Kuran’ı kerim’i de burada öğrenmiştir. Sonrasında Medreseye devam etmesine rağmen eğitim hayatı fazla uzun sürmemiş“KONYALI MEHMET YAKICI” yazısının devamını oku

SITKI

Sıtkı, 1896 yılında Sorgun’a bağlı Tiftik köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Hüseyin Efendi’dir. Adını mahlas olarak kullanan Sıtkı, soyadını Gök olarak almıştır. İlk tahsilini köyünde Hafız Hoca’dan dini bilgiler alıp Kur’an-ı Kerim öğrenerek yapmıştır. Şair, Konya’da yaptığı medrese tahsilinin sonrasında Sorgun’un çeşitli köylerinde imamlık yapıp Arapça ve Türkçe hocalığı gibi resmi görevlerde bulunarak sayısız öğrencinin yetişmesine“SITKI” yazısının devamını oku

DERÛNÎ

Asıl ismi Hüseyin Avni Başok olan Derûnî’nin lakabı ‘Hacı kardaş’ olarak bilinir. Derûnî, aslen Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinden olduğu bilinmekle birlikte kendisinin mi yoksa atalarının mı Pınarbaşı’ndan gelerek Akdağmadeni’ne yerleştiği bilinmemektedir. Uzun süre Akdağmadeni’nde oturduğu anlaşılan Derûnî’nin tahminlere göre on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde doğduğu söylenebilir. Derûnî, 1946 yılında hacca gitmiş ve aynı sene içerisinde Akdağmadeni’nde“DERÛNΔ yazısının devamını oku

ÂŞIK MOLLA RAHİM

H.1317 yılında Adakasım köyünde doğan Molla Rahim’in anne adı Güzel, baba adı ise Kasımoğlu Bekir’dir. Osmanlı alfabesiyle okuma yazması olan Molla Rahim, Latin harflerini öğrenememiştir. Kâdîrî tarikatına bağlı olan Molla Rahim’in şeyhi Aksaraylı Ahmet Lütfi’dir. Kendisi kırk yaşına geldiği zaman gördüğü bir rüya üzerine aşıklığa başlamıştır. Eserlerini hece ölçüsüyle yazan Molla Rahim, dört evli ve“ÂŞIK MOLLA RAHİM” yazısının devamını oku

YOZGATLI HÜZNÎ

Yozgat’ın köklü ailelerinden Keşşafzâdelere mensup olan Hüznî, 1879 yılında Yozgat’ta doğmuştur. Yozgatlı Hüznî, Nakşibendî tarikatında önemli isimlerden Mustafa Nakşî’nin soyundan olan Mehmet Derviş Efendi’nin oğludur. Medrese eğitimi gören Hüznî, çeşitli sebeplerden dolayı eğitimini tamamlayamamış ve memuriyet hayatına atılmıştır. Arapça ve Farsçayı son derece iyi bilen Hüznî, imamlık yaparak geçimini sağlamıştır. Kısmen aruz , büyük ölçüde“YOZGATLI HÜZNΔ yazısının devamını oku

MEHMET NURİ

Mehmet Nuri, İbrahimoğulları sülalesinden Ali Efendi’nin oğlu olarak Yozgat’ın Büyükincirli Köyünde 1863 yılında doğar. Hacı Bektaş Rüştiyesinde eğitimini tamamlayan Mehmet Nuri hayatını imamlık yaparak geçirmiş ve 1922 yılında vefat etmiştir. Mehmet Nuri, şiirlerini aruz ve hece ölçüsünü kullanarak yazmıştır. Yazdığı bu şiirleri bir defterde toplayarak çocuklarına bırakmış fakat çocukları bu eserleri yayımlamayı ve yayımlatmayı düşünmediklerinden“MEHMET NURİ” yazısının devamını oku