DEDE ÖMER RÛŞENİ

 DEDE ÖMER RÛŞENİ

 Dede Ömer Rûşeni, genelde şiirlerinde kullandığı Rûşeni mahlasıyla tanınır. Asıl ismi Ömer, lakabı Dede, künyesi ise  Ali ibn Umur Bey’dir. Doğduğu yere nispeten’ Rûşeni’ mahlasını alan  Dede Ömer Rûşeni, Aydın’ın Tire kazası yakınlarında olan Güzelhisar’ın Rûşen köyünde doğdu. Eğitimine doğduğu yerde başlayan Rûşeni, daha sonra eğitim seviyesini yükseltmek için Bursa’ya gider ve mezun olduktan sonra Yeşil İmaret Medresesi’nde  profesör olarak görev yaptı.

  • Rûşeni’nin  bu sıralarda adı bir aşk hikayesine karışarak Bursa’yı terk etme kararı alır ve Karaman’ın Larende kasabasına  gider.
  • Ağabeyi,  Alâeddin Halveti’nin aracılığıyla Halvetî tarikatına intisap ederek Azerbaycan’a gider.
  •  Rûşeni, Azebaycan  Bakû’de  Halvetiliğin ikinci piri olarak kabul edilen Seyyid Yahya Şirvani’den  el alarak orada yani Seyyid Yahya Şirvani’nin  yanında sülûkunu tamamlayarak  onun baş halifesi olur.
  • Rûşeni, şeyhi vefat edince (1457), postnişin sıfatıyla Karabağ, Gence ve Tebriz civarlarında  toplumun hocası olarak halka yol göstermeye başlar.
  • Rûşeni’den feyz alanlar arasında, Halvetiye’nin  Gülşeniyye  kolunu kuran İbrahim Gülşenî de bulunur.
  • Rûşeni, (1487)’de Tebriz’de vefat ederek zaviyesinin haziresine defnedilir.
  • Rûşeni’nin hayatından geçen bu yirmi yıllık dönemde  onun tasavvufî  şöhretini ve tasavvufi mesnevilerini  kaleme alması, şair olarak ününün artmasına etkili oldu.
  • Rûşeni’nin  yazdığı şiirler, diyar-ı Rum’a ve İstanbul’a kadar ulaşarak onlara nazireler yazılması sebebiyle  Anadolu’da Rûşeni ekolü oluştu.
  • Rûşeni’nin adına izafeten adlandırılan Rûşeniye tarikatı, Halvetiyenin en büyük şubelerinden biri oldu.(RÛŞENİLİK: Allah’ın ismini anmayı esas tutan bir yoldur.)
  • Rûşeni, devrinin kuvvetli şairlerinden biri olarak, dini ve tasavvufi şiirleri bestelenip asırlarca tekkelerde okunmuştur.
  • Rûşeni’nin gençlik  yıllarında yazmış olduğu türler, aşıkane ve hiciv türleri iken   Tarikata intisap ettikten sonra sonra ise yazdıkları dini ve tasavvufi şeklindedir.
  • Rûşeni’nin dini ve tasavvufi içerikli şiirlerinin çoğunde sade ve akıcı bir uslup dikkat çeker.
  • Dede Ömer Rûşeni’nin eserleri ve içeriğine değinirsek:

DİVÂN:  Birkaç münâcât, beş na’t, beş  terci-i bend, dört terkib-i bend, doksan kadar gazel, yüzden fazla tuyuğ, rubaî ve muhtelif beyitler bulunur.

ÇOBANNÂME:’ Hz. Mûsâ ile Çoban’ adlı kıssanın Rûşeni tarafından yapılmış genişçe bir tercümesidir. Eser yaklaşık olarak bin beyit olup yirmi beş bölümden oluşur.

MİSKİNNÂME:Eser didaktik bir manzumedir. Rûşeni’nin mesnevileri içinde  tamamıyla telif bir eser olmasının yanında,  onun tasavvufi anlayışını da ortaya koyması bakımından önemlidir. Eser, 128 beyitlik  bir girişten sonra başlayarak çoğunluğu ‘hikayet’ başlığı altında 34 bölümden meydana gelir. Bu bölümlerde ise ; Hz. Peygamber ve ashabının başında geçen ibret verici olaylar, evliya menkıbeleri ve çeşitli  hikayeler  daima tasavvufi bir yorumla anlatılmıştır.

NEYNÂME: Bin yirmi sekiz beyit ve Hâtime’siyle  birlikte  yirmi dört bölümden oluşan mesnevinin  belli bir adı yoktur. Neynâme’nin önemli özelliği ,  Rûşeni’nin doğum yeri ve ailesi hakkında bilgi vermesidir.

KALEMNÂME: İki yüz elli beyit hacminde olup ilk yüz beyitte kalemden bahsedilir. Geri kalan beyitlerde ise bazı hikayelerle  tasavvufi yorumlar yapılır.

KAYNAKÇA( AÇIKÖĞRETİM KAYNAKLARI)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Yahy%C3%A2-y%C4%B1_%C5%9Eirv%C3%A2n%C3%AE

SAİD EMRE

SAİD EMRE

Said Emre, rivayetlere göre  Hacı Bektaş Veli’nin müritlerinden  olup  onun’ Makalat’ adlı eserini Arapçadan Türkçeye tercüme eden Sadeddin adlı kişidir. On üçüncü yüzyıl sonları  ile on dördüncü yüzyıl başlarında yaşadığı bilinir.

  • Said Emre,  (Molla Sadeddin)  Hacı Bektaş Veli’nin menakıbına göre  Aksaraylı bir alimdir.
  • Ve her sene erenlerden Kayserili bir dostuna ziyerete gider.
  • Said Emre, yine yolculuk sırasında  Molla Hünkar ile karşılaşır ve onun kerametlerini görünce ona bağlanarak ömrü boyunca ondan feyz alır.
  • Said Emre, aldığı himmetle bir divan meydana getirecek kadar  ilahi-nefes söyler. Ve Makalat’ı Arapçadan Türkçeye mensur olarak çevirir.
  • Eski yazma mecmualarda Said Emre’nin bazı şiirlerine rastlanır.
  • Said Emre, Edebiyat Tarihi’nde Yunus Emre’nin talebesi ve onu takip eden kişi olarak bilinir.

Kaynakça (Açıköğretim Kaynakları)

EMİR SULTAN

Emir sultan, olarak tanıdığımız yazarımızın asıl adı Seyyid Şemseddin Muhammed bin Ali el-Hüseyni el-Buhari’dir. Bazı rivayetlere göre yedinci göbekte  Hz. Muhammedin soyuna ulaşmış, Emir Külal ismiyle tanınan  Seyyid Ali adıyla tanınmış  Buharalı bir  mutasavvıfın oğlu, bir velî kişidir. Bu velî kişimiz Osmanlı devletinin büyüyüp gelişmesinde maddi ve manevi yardımları olmuştur. Emir sultan, asıl hizmetini kurduğu tarikat ve yetiştirdiği müritleri vasıtasıyla yapmıştır. Emir sultanı şu şekilde açıklayabiliriz:

  • Emir sultan, Türk- İslam dünyasında ilmin zirvesinin olduğu yer, olarak bilinen Buhara’da yetişmiştir.
  • Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Mükerreme’de  ilim öğrendi.
  • Hac görevini yerine getirdikten sonra Medine’de bir süre kaldı.
  • Medine’de kaldığı zamanlarda bir gece rüyasında Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin kendisine Rum’a gitmesini ve mezarının da orada olacağını söylemeleri üzerine  önce Irak üzerinden Anadolu’ya geçti sonra Karaman, Isparta, Kütahya ve İnegöl üstünden Bursa’ya gelerek bir mağaraya yerleşmiş ve orada bir süre ibadet ve takva içinde yaşamıştır.
  • Emir Sultan, mutasavvıflara ilgisi olan Bursa halkı tarafından sevilmiş  ve etrafına birçok mürit toplamıştır.
  • Bursa’da Şemseddin Fenari’den ders alan Emir Sultan’a icazet diploması,  hocası tarafından yazılıp verilmiştir.
  • Emir Sultan,  daha sonra 1. Beyazid’in kızı, Hundi Hatun ile evlenmiş  ve bu evlilikten iki kızı bir de kendi emiri ile öldürteceği  oğlu,  Emir Ali Çelebi doğdu.
  • Emir Sultanın çocukları, kendisinden önce vefat etmiştir.
  • Emir Sultan’ Kerametler Sultanı’ olarak anılmıştır.
  • Osmanlı sultanları, Emir Sultan’a hürmet eder, sefere çıkacakları zaman ise huzuruna gelip mübarek duasını alırlardı. Aynı zamanda Emir Sultan, birinci Bayezid’in ‘Bilim Danışmanı’ idi. Ayrıca ordu, onun eliyle  kılıç kuşanırdı.
  • Emir Sultan, her zaman  müritlerine,  din ve vatan için yapılan gazaları teşvik etti. Ve bu işlerin, kutsiyetini anlatarak onların da bu yola gönül bağlamalarını sağladı.
  • Emir Sultan’ın,  ölümünden sonra bile manevi yardımlarının, sınırlarda  gaziler tarafından görüldüğü  sürekli bir şekilde anlatılır.
  • Emir Sultan, çok gayret sarf etmesine  rağmen Timur- Yıldırım çarpışmasının önüne geçemedi. Ve savaş  Emir Sultan’ın dediği gibi Yıldırım Bayezid’in aleyhine sonuçlandı.
  • Emir Sultan, altmış üç yaşında vefat ettikten sonra , kendisinin  eşinin ve çocuklarının  da olduğu türbesi Bursa’da bulunur.
  • Türbe’nin kalabalık bir kafile ile ziyaret edilmesi geleneği, bundan elli yıl öncesine kadar devam etmiştir.
  • Emir Sultan,  Anadolu’nun  Türkleşmesi- İslamlaşmasında  büyük bir hizmeti olmuştur.
  • Emir Sultan daha çok’ Toplum Hocası’ olarak görev yapmış ve öğrenci yetiştirip şairlik yönü  itibariyle  de birkaç şiir yazmış ve söylemiştir.  Bir eseri olmamakla birlikte  ona ait bir menakıpname ölümünden sonra  müritleri tarafından kaleme alınarak birkaç nüsha halinde yazıldı.
  • menakıpname: Velilerin, kerametlerini konu alan eser.

( kaynakça : Açıköğretim Kaynakları)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hundi_Fatma_Hatun

Kemal Ümmî

Kemal Ümmî’nin gerçek adı İsmail olup hayatı hakkında fazla bilgiye sahip olunmamaktadır. On altıncı yüzyıl şairlerinden Hâki’nin yazmış bulunduğu bir beyitte bir de bazı araştırmacıların vermiş olduğu bilgiye bakılırsa Kemal Ümmî’nin Niğde’de doğduğu veya uzun süre Niğde’de yaşamış olduğu söylenebilir.

  • Kaynaklara göre Kemal Ümmî’nin, Muhammed Bahaeddin-i Erzincanî’nin halifelerinden ve Şeyh Cemâl’i Halvetî Pirdaşlarından olduğu hakkında hemfikirlerdir.
  • Kemal Ümmî Karaman’da ölmüş ancak türbesi Niğde’nin Yenice mahallesindedir.
  • Kemal Ümmî’nin Manisa, Karaman,Mudurnu ve Niğde’de birer makamı olması Anadolu halkının onu benimsediği ve sevip saydığının belirtisidir.
  • Eserlerinde içerik yönünden Yunus Emre’nin takipçisi olmuştur.
  • Şiirlerinde aruz veznini kullandı.Gazel,mesnevi,kaside’de klâsik nazım şekilleri ile tasavvufi şiirler söyledi.
  • Kemal Ümmî tekke şiirinde kendisinden sonrakilere örnek olmuş önemli bir kişidir.
  • Eserlerini aruz vezniyle yazıp sade bir Türkçe kullanarak halkın dilinden kopmamış usta bir sanatçıdır.
  • Kemal Ümmî yazdıklarının arasında ilahi tarzında başarı yakaladı.Şöhreti Anadolu sınırlarını aşarak Taşkent,Özbek,Kırım ve Kazan Türkleri arasında tanındı.
  • Mehmet Fuat Köprülü’nün on beşinci yüzyıl şairlerinden Kemal Ümmîye ayrı bir önem vermesinin sebebi Dîvanının dil bakımından Türk Dili tarihine ışık tutacağındandır.
  • Kemal Ümmî Dîvan’ında iyi ahlak,ibadet,Allah sevgisi,dünyanın faniliğinden bahseder.
  • Ayrıca Dîvan’da kaside, gazel, münacat,naat, mesnevi ve ilahilerden oluşmuş nazım türleri ile 2371 beyit bulunur.
  • Kemal Ümmî’nin Dîvanının pek çok yazma nüshası bulunmakla birlikte Kırk Armağan adında didaktik bir eseri vardır.

“Her kim cihâna geldi peşîmân olur gider
Kim ders ile gelür ise dermân alur gider

Evvel kâdem bu menzile çün basdı ağlayu
Ahir dahi o zâr ile giryan olur gider

Bayramıdur ölüm güni gerçek âşıklarun
K’anlar cânını ma’şuka kurban alır gider
Hak sen inayet it bu Kemal Ümmî âsîye
Kim hazretüne el dolu isyân alur gider”

(Güzel 2009:649). Açıköğretim Kaynakları

Süleyman Çelebi

Süleyman Çelebi Türk edebiyatında mevlit yazarı olarak tanındı. Edebiyatımızın değerlilerinden olan Vesiletü’n-Necât adlı eseri kaleme aldı.Bu eser yazıldığı dönemde büyük bir önem kazanarak günümüzde de hala önemini korumaktadır.

  • Süleyman Çelebi on beşinci yüzyılın önemli mevlit yazarlarından olmaktadır.
  • Çelebi bir süre Sultan Bayezid’in Divân-ı Hümâyun imamlığı görevini yaptı.
  • Daha sonra Bursa Ulu Cami baş imamlığa getirilerek ömrünün sonuna kadar bu görevde kaldı.
  • Süleyman Çelebi iyi bir dini eğitim ve öğrenim gördü.
  • Eseri olan Vesiletü’n-Necât’ı 1409’da tamamladı.
  • Süleyman Çelebi eserini sade ve manzum bir dille yazdı.
  • Vesîletü’n-necât özel bir makamla cami ve evlerde okunarak halk arasında büyük bir önem kazandı.
  • Süleyman Çelebi eserinde Yunus Emre gibi Sehl-i mümteni sanatını ustalıkla kullandı.
  • Süleyman Çelebi bölümlerin ve kitabın bütünlüğüne önüm verip her mısranında ayrı bir güzellikte olmasını sağladı.
  • Vesîletü’n-necât, 732 beyit olup Türk edebiyatında benzeri olmayan bir önem arz etmektedir.
  • Süleyman Çelebi bu eserini Klasik Divan Edebiyatının nazım şeklinde yazmasına rağmen eser Dini-Tasavvufi Türk Edebiyatının bilim dalına aittir.

Eşrefoğlu Rûmi

Eşrefoğlu Rûmi Osmanlı’nın kuruluş devri sonlarıyla yükseliş devri arasında yaşadi. İlim-irfan-irşad gibi çeşitli sebeplerden dolayı Ankara, Hama, Bursa gibi illerde bulundu.

  • Eşrefoğlu Rûmi’ye babasının adından dolayı Eşrefzade veya Eşrefoğlu denildi.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin gerçek adı Abdullah’tır.
  • Künyesi ise Abdullah bin Seyyîd Ahmed Eşref bin Seyyîd Muhammed Suyûfî’dir.
  • Eşrefoğlu Rûmi 754(M 1353) İznik de doğmuştur.
  • Eşrefoğlu Rûmi zâhirî ve batınî ilimleri öğrendikten sonra bağlı olduğu Emir Sultan tarafından Ankara’ya Hacı Bayram Veli’nin yanına gönderilir.
  • Eşrefoğlu Rûmi Ankara’da on bir yıl nefis mücadelesi verdikten sonra Hacı Bayram Veli’den icazet alarak İznik’e halife olarak döndü.
  • Eşrefoğlu Rûmi sonra Hacı Bayram Veli’nin emri ile Geylani’nin evladından Hama’da olan Şeyh Hüseyin el-Hamavi’ye bağlanır.
  • Şeyh Hüseyin , Eşrefoğlu Rûmi’ye bir süre sonra hilâfet verir.Ve onun Anadolu’da Kadiriyye tarikatının kurulmasından ve yaşatılmasından sorumlu tutar.
  • Eşrefoğlu Rûmi İznik’e geri döndükten sonra Kâdirîliğin kolu olan Eşrefiyye tarikatını kurarak halka irşada başladı.
  • Eşrefiyye tarikatı kısa zamanda yayıldı. Özellikle İznik ve Bursa çevresinde etkili oldu
  • Eşrefoğlu Rûmi Kadirîler çevresinde bu tarikatı Anadolu’ya getirip yaydığı ve bir kurum haline getirdiğinden dolayı Pir-i Sâni olarak anıldı.
  • Eşrefoğlu Rûmi Anadolu’nun Türkleşmesinde ve Türklerin İslamiyeti yaşam haline getirmelerinde etkili oldu.
  • Eşrefoğlu Rûmi Anadolu’da Mevlevilikten sonra Ehl-i Sünnet tarikatının yayılmasında emeği olan önemli mutasavvıflardandir.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin şiirlerinde Yunus Emre tesiri şiddetli bir şekilde hissedilir.
  • Şiirlerinde hece ve aruz veznini başarılı bir şekilde kullandı.
  • Lirik şiirlerin yanında didaktik manzumelere de yer verdi.
  • Didaktik mensur eserlerinin dili halk diline yakın olduğu için tasavvufi ahlak anlayışı kolay bir şekilde yayıldı.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin H.874/1470 tarihinde vefat etmiştir.
  • Eşrefoğlu Rûmi’nin nesri 14. Yüzyıl ve 15.yüzyıl Anadolu Türkçesinin en güzel örnekleri arasında yerini aldı.
  • Onun Divânı dışında kalan diğer eserleri

Mensur Eserleri

  • Müzekki’n-Nüfûs
  • Tarikatnâme
  • Delâilü’n-Nübüvve
  • Fütüvvetnâme
  • İbretnâme
  • Ma’zeretnâme
  • Hayretnâme
  • Münâcâtnâme
  • Esrârü’t-Tâlibin
  • Tacnâme
  • Elestnâme
  • Nasihatnâme
  • Cinânü’l-Canân v.b

“Aşkun odu ciğerimi
Yaka geldi yaka gider
Garip başum bu sevdâyı
Çeke geldi çeke gider

Ârifler durur sözüne
Gayrı görünmez gözüne
Eşrefoğlu yâr yüzüne
Baka geldi baka gider”(Güzel 2009:632-633)

Açıköğretim Kaynakları

Hacı Bayram Veli

Hacı Bayram Veli çok iyi bir eğitim alarak profesörlüğe kadar yükselmiş ve hayatı boyunca birçok insan yetiştirmiştir.

  • Hacı Bayram Veli’nin asıl adı Numan’dır.
  • Hacı Bayram Veli Somuncu Baba (Hamidüddin Aksarayi) tarafından Şeyh Şüca aracılığıyla Kayseri’ye davet edildi.
  • Şeyhi Hamidüddin’in kerametlerini gören Hacı Bayram Veli profesörlüğü bırakarak Şeyhiyle birlikte Şam ,Rum ve Hicaz’a gitti.
  • Hacı Bayram Veli Şeyhiyle Mekke’de üç yıl kaldı.
  • Hacı Bayram Veli Şeyhiyle Aksaray’a yerleşti. Şeyhinin vefatından sonra ise onun halifesi olarak Ankara’ya geri döndü.
  • Hacı Bayram Veli birleştirici-bütünleştirici yönüyle Halvetiyye ve Nakşibendi tarikatlarını birleştirerek Bayramiyye tarikatını kurdu.
  • Hacı Bayram Veli tasavvufi olgunluğa ulaşarak “tasavvuf-ilim” sentezini yaptı.
  • Hacı Bayram Veli’nin kısa sürede şöhreti Anadolu’ya yayılınca bunu çekemeyen bazı din adamları değişik senaryolar uydurarak devrin padişahı İkinci Murat’a şikayette bulundular.
  • Padişah’ın daveti üzerine ziyarete giden Hacı Bayram Veli’de olağanüstü haller padişah ve devlet büyükleri tarafından farkedilince sorguya alınmadan özür dilenerek İkinci Murat’ın ihsanina Mazhar olur.
  • Hacı Bayram Veli’nin Ankara’ya dönüşü zamanında Gelibolu’ya uğrayarak Muhammediye’nin yazarı Yazıcızâde Mehmet Efendi ve kardeşi Ahmet Bicânla görüşüp onları tarikata dahil etti.
  • Hacı Bayram Veli’nin yanında yetişenler başta Akşemseddin olmak üzere, Eşrefoğlu Rûmi, Akbüyük, Dede Ömer Sikkini, Kızılca Bedreddin gibi birçok halife yetiştirdi.
  • Hacı Bayram Veli (1429-30) yıllarında vefat etti.
  • Hacı Bayram Veli’nin müstakil bir eseri olmamakla birlikte onun eseri yetiştirdiği insanlardır.Hizmeti çok büyük olmuştur.
  • Bugün elimizde Hacı Bayram Veli’ye ait heceyle üç aruzla iki şiiri bulunmakta.

“Hiç kimse çekebilmez güçtür felegün yayı

Derdine gönül verme bir gün götürür vayı

Bir fâni vefâsızdur kavlüne inanma hiç
Gâh bây’ı ider yohsul, gâh yohsul’u ider bây’ı

Oynayı gelür aldadur çünkü eli çabuktur
Bir bunculayın fitne kande bulur arayı

Bayram kamu âlimler bu mâninün altunda
Kaf’tan kaf’a hükmeder bilmez bu muamma’yı

Çün yüzünü döndürdü bir lahza karar etmez
Nice seri pây ider döner öder ser-pâyı

Ol vâhid ki vahdet kesret’te kani tefrîk
Hızır irmedi bu sırra bildirmedi Mûsâ’yı

Miskin Hacı Bayram sen dünyaya gönül verme
Bir ulu imaretdür alma başa sevdayı”

(Güzel2009:629). Açıköğretim Kaynakları


Kaygusuz Abdal

Kaygusuz Abdal on dördüncü yüzyıl sonu ile on beşinci yüzyıl başlarında yaşadı. Abdal Musaya intisap etti. Ve Tasavvuf Edebiyatının Yunus Emre’ den sonraki en büyük temsilcisi olmuştur.

  • Kaygusuz Abdal Teke ili Alâiye sancağı beyinin oğlu olup asıl adı Gaybi’dir.
  • Kaygusuz Abdal’ın Menâkıbnâme nüshalarında onun hac’dan döndükten sonra Abdal Musaya bağlanmasına kadar her şey kayıtlıdır.
  • Kaygusuz Abdal maddi ve manevi çok iyi bir eğitim aldı .
  • Edinilen bilgilere göre Kaygusuz Abdal’ın ailesi ve çocukluğu hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte Abdal Musaya bağlandığı bilgisi kesin.
  • Kaygusuz Abdal’ın Eserlerinde geçen şahıslar onun yaşadığı dönem ve çevresi hakkında bilgi verir.
  • Eserlerinde kullandığı mahlas :
    • Kul Kaygusuz
    • Sarayi
    • Miskin Sarayi
    • Miskin Kaygusuz
  • Yunus Emre’de de görülen bu “Miskin” sıfatı tasavvufi bir anlam taşımaktadır.
  • Kaygusuz Abdal’ın ölüm tarihi hakkında kesin bilgi yoktur. Yapılan araştırmalara göre on beşinci yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği düşünülür. Bazı araştırmacılar ölüm tarihini 1444 tarihi olarak kabul ederler.
  • Kaygusuz Abdal eserlerini manzum,mensur,manzum-mensur karışık olarak yazdı.

Manzum Eserleri

  • Divan
  • Gülistan
  • Mesnevi-i Baba Kaygusuz (1-2-3)
  • Gevhernâme
  • Minbernâme

Mensur Eserleri

  • Budalanâme
  • Kitâb-ı Miğlate
  • Vücûdnâme
  • Risale-i Kaygusuz Abdal (tercüme)

Manzum-Mensur Eserleri

  • Sarayname
  • Dil-güşa

Abdal Mûsâ

Abdal Mûsâ’nin Anadolu’ya Horasan’dan geldiği ve on üçüncü yüzyıl sonları ile ondördüncü yüzyıl başlarında yaşayıp Anadolu’ya pırıl pırıl Alp-Erenler yetiştirdiği bilinir.

  • Abdal Mûsâ Dergâhını Antalya Elmalı Kazasinin Tekke Köyüne kurarak Anadolu’ya Alp-Erenler yetiştirdiği bilinir.
  • Abdal Musa’nın hayatı hakkında bilgiler çok azdır hala incelenmeyenlerde vardır.
  • Elimizde bulunan “Abdal Mûsâ Velayetnamesi” on ikinci yüzyılda yazılmıştır.
  • Bu Velayetnameden başka ele geçen Süleyman Fikri Erten, Sadeddin Nüzhet Ergün,Naci Kum aynı Velayetnameyi tekrar ettiler.
  • Abdal Mûsâ’nın eserini tamamlayan bir diğer eser de Kaygusuz Abdal’ın Menakib’nâmesidir.
  • Rivayetlere göre Abdal Musa’nın Osmanlinin kuruluşunda yer alan Alp-Erenlerden olduğu bilinir.
  • Orhan Gazi zamanında Abdal Musa’nın Bursa’nın fethinde bulunduğu ve Geyikli Baba ile münasebeti olduğu bilinir.
  • Velayetnameye göre Abdal Musa’nın Hacı Bektaş Veli’nin vefatından sonra( 1272 ) yaşadığı Gazi Umur Bey ile görüştüğü bilinir .
  • Abdal Musa’nın ölüm tarihi hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 1380-1410 yılları arasında vefat ettiği düşünülür.
  • Bugün Abdal Musa’nın mezarı Elmalı Tekke köyünde olduğu bilinir.

Yunus Emre

Türk Tasavvuf Edebiyatında kendine has yeri olan Yunus Emre başlattığı Tekke Şiiri geleneğini Anadoluda kendine özgü bir şekilde sürdürdü.

Yunus Emre’nin Hayatı

  • Yunus Emre hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte biz onu tarihi ve efsanevi eserlerde bir de rivayetlerden öğrenebiliriz.
  • Yapılan incelemelere bakarak Yunus Emre’nin hayatında önemli bir yeri olan Tapduk Emre vardır.
  • Yunus Emre’nin ve ailesinin Anadolu’ya nereden ve ne zaman geldiği hakkında kesin ve yeterli bilgi yoktur. Sadece:
  • On ikinci ve on dördüncü yüzyilda sosyal ve siyasal durum göz önüne alınırsa Orta Asya’dan yapılan göçlerin sonucunda Anadolu’ya geldiği ve çiftçilik yaptığı kabul ediliyor.
  • Yunus Emre’nin doğum yeri hakkında bilgiler yeterli olmamakla birlikte Hacı Bektaş’ın velayet-namesinde geçen bilgilere göre Sivrihisar’ın Sarıköyü’nde doğduğu bilgileri yer alır.
  • Aşık Çelebi ise eseri olan meşairü’ş-şuarada Yunus Emre’nin Bolulu olduğu yönünde bilgiler vardır.
  • Yunus Emre’nin bu bilgiler doğrultusunda on üçüncü yüzyıl sonlarında ve on dördüncü yüzyıl başlarında yaşadığı ortaya çıkmaktadır.
  • Yunus Emreden bahseden eserler :Hacı Bektaş Velayet-nâmesi, Mecdi’nin Şakayık Tercümesi,Aşık Çelebi’nin Meşairü’ş-şuara’sında onun ismi hep Yunus Emre olarak anılmaktadır.
  • Ölümü hakkında yapılan incelemelere göre 720/1320-21 senesinde vefat ettiğini belirtmişlerdir.
  • Yunus Emre’nin çok sevilmesi ve halk tarafından benimsenmesi üzerine Anadolu’nun bir çok yerinde mezarı ve makamı vardır.
  • Yunus Emre’nin iki eseri vardır. Bu eserlerini Sehl-i mümteni metoduyla yazmıştır.Eserlerinde ilahi aşk ve sevgiyi ,ölüm ve ölümsüzlük fikirlerini dile getirdi. En fazla aşk ve ahlak üzerinde durdu.Bunlar:

Risaletü’n -Nushiyye
Divan