XVIII.YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ

Bu yüzyılda divan şiiri alanında Şeyh Galip, Nedîm, Koca Ragıp Paşa, Esrar Dede, Nahifî, Veysî, Haşmetî, Seyid Vehbî, Fıtnat Hanım yetişmiştir. Tasavvufî Türk halk şiiri alanında ise Sezaî dikkatleri çekmektedir. Bu yüzyılda XVII. yüzyıl âşıkları gibi güçlü âşık yetişmemiştir. Bu yüzyılın âşıkları genellikle ordu şairi olup elimizde de fazla şiirleri bulunmamaktadır. XVIII. yüzyılın önemli temsilcileri“XVIII.YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ” yazısının devamını oku

ÖKSÜZ ÂŞIK

Öksüz Âli’nin asıl ismi Ali’dir. XVI. yüzyıl şairlerinden Öksüz Dede ile karıştırılan Öksüz Âşık bu sebepten dolayı daha geç tanınmıştır. Âşık Ömer’in Şairnâmesi’nde adı geçen şairin yazmış olduğu Tuna Nehri ile ilgili şiiri onun balkanlarda yaşadığını bir delil olarak göstermektedir. Öksüz Âşık’ın tespit edilen şiirlerinden hareketle dilinin sade, üslubunun ise samimi olduğu görülür. Şair yazmış“ÖKSÜZ ÂŞIK” yazısının devamını oku

KÖROĞLU

Hayatı hakkında bilgiler yok denecek kadar azdır. Eserleri XVI. yüzyılda yaşadığı zannedilen Köroğlu ile karışmıştır. Onunla ilgili tek bilgi Davut Paşa’yı idamdan kurtarmak için yeniçeriler arasında yer almasıyla ilgili olandır. Çöğür çalmadaki becerisi ve sade bir dille şiir söylemesiyle bilinir. KULOĞLU Asıl adı Mustafa olan âşığın hayatı hakkında bilgiler fazla değildir. Dadaloğlu, Köroğlu ve Kuloğlu“KÖROĞLU” yazısının devamını oku

KAYIKÇI KUL MUSTAFA

Kayıkçı Kul Mustafa’nın doğum ve ölüm tarihi bilinmemekle birlikte Murat Reis’in (1609) vefatı üzerine söylediği bir eserinden hareketle onun XVI. yüzyıl son çeyreğinde doğduğu söylenir. Birçok sefere katılan âşık bir ordu şairidir. Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde Kayıkçı Mustafa ve Kayıkçılar Mustafası’nda ard arda söz edilir. Birincinin Kayıkçı Kul Mustafa olabilme ihtimali yüksektir. Duru bir dile ve“KAYIKÇI KUL MUSTAFA” yazısının devamını oku

MESNEVİ’DEN SEÇMELER

“Gönlüm, gamınla hergün biraz daha sızlıyor, biraz daha inliyor… Sevgilim, merhametsiz kalbin, hergün benden biraz daha bıkıyor, gamından biz vazgeçtik;ama gamın bizden vazgeçmedi. Gerçekten gamın senden daha vefalı imiş.” Mevlânâ Celâleddîn-i Rumî

BENLİ ALİ

1664 yılında Fransızların Cezayir’e yaptıkları baskından bahseden eserinden hareket ettiğimizde onun yaşadığı yüzyıl tespit edilebilir. Sun’î’nin Tekerleme’sinde balıkçı olduğundan söz edilmesiyle birlikte, Hızrî’nin şairnâmesinde de adı geçmektedir. Kaynakça: Açıköğretim Kaynakları

MESNEVÎ’DEN SEÇMELER

“Her şey maşuktur, âşık bir perdedir. Yaşayan maşuktur, âşık bir ölüdür. Kimin âşka meyli yoksa o kanatsız bir kuş gibidir, vah ona! Sevgilimin nuru önde, artta olmadıkça ben nasıl önü, sonu idrak edebilirim? Âşk, bu sözün dışarı çıkıp yazılmasını ister; ayna gammaz olmaz da ne olur? Aynan, bilir misin, neden gammaz değil? Yüzünden tozu, pası“MESNEVÎ’DEN SEÇMELER” yazısının devamını oku

DİĞER KARACA OĞLANLAR

Karaca Oğlan’ın ününden yararlanmak isteyen bazı âşıklar, çeşitli yollarla onu ve şiirlerini kendi memleketlerine götürmüşler ve aynı mahlası almışlardır. Şiirlerin bağlandığı yerleşim bölgeleri zamanla Karaca Oğlanla ilgili ürünleri kendilerinin diye kabul ettirmiş ve o eserler de bir âşığa mal edilmiştir. Bu sebepten dolayı Türkiye içinde ve dışında Karaca Oğlan mahlaslı birden fazla âşık vardır. XVI.Yüzyıl“DİĞER KARACA OĞLANLAR” yazısının devamını oku

MESNEVİ’DEN SEÇMELER

“Denizi bir testiye dökersen ne alır? Bir günün kısmetini… Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkar olduğundan inci ile doldu. Bir aşk yüzünden elbisesi yırtılan, hırstan, ayıptan adamakıllı temizlendi. Ey bizim sevdası güzel aşkımız; şad ol; ey bütün hastalıklarımızın hekimi; Ey bizim kibir ve azametimizin ilacı, ey bizim Eflâtun’umuz! Ey bizim Calinusumuz!” MEVLÂNA CELALEDDİN-İ RUMÎ Burada“MESNEVİ’DEN SEÇMELER” yazısının devamını oku