”Ben her yerde ağlayıp inledim. Kötü hallilerle de eş oldum, iyi hallilerle de. Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı. Benim esrarım feryadımdan uzak değildir, ancak her gözde, kulakta o nur yok. Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir, lâkin canı görmek için kimseye izin yok. Bu neyin sesi ateştir,“MESNEVÎ’DEN SEÇMELER” yazısının devamını oku
Kategori arşivleri: Genel
ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 2
Âşıklar, yetiştiklerin çevreye göre şu şekilde sınıflandırılmıştır: Yetiştikleri Çevreye Göre Bu durumda Fuad Köprülü (1961:173-177), Pertev Naili Boratav (1968:343), Eflatun Cem Güney (1962 :256-258), İlhan Başgöz (1968:9), İhsan Ozanoğlu(1965:7), Asım Bezirci(1993:24-26), Rauf Mutluay(1972:39), Mehmet Yardımcı(2004:159), Özgen Keskin(1983:9) araştırmacılarımız birbirine benzer sınıflamalar yapmışlardır. Bu sınıflamaları genelleyecek olursak âşıkları şu şekilde sınıflayabiliriz: Şehir ortamında yetişen âşıklar: Erzurumlu“ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 2” yazısının devamını oku
ÂŞIK OLMANIN SEBEPLERİ
Âşık edebiyatı temsilcileri (kalem şairi, ozan, âşık vb.) çeşitli biçimlerde (bade içerek, şartların gereği, silsile yoluyla, usta-çırak ilişkisi…)âşık olmuşlardır. Bu durumu Fuat Köprülü’den bu yana pek çok araştırmacı tarafından ( İlhan Başgöz, Pertev Naili Baratov, Umay Günay, Ali Berat Alptekin…)çeşitli yönleriyle değerlendirilmiştir. Bu sebeplere gelecek olursak şu şekilde sınıflandırabiliriz: Bade İçerek Âşık olma Bade içme“ÂŞIK OLMANIN SEBEPLERİ” yazısının devamını oku
OZAN VE ÂŞIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
Ozanlar bugünkü aşıkların ilk temsilcileridir. Hun Türklerinden XVI. yüzyılın başına kadar bu adla anıldılar. Ozanlar kopuz eşliğinde şiir söyleyen kişiler olarak tanınmakla birlikte yüzyıllar sonra da ‘herze söyleyen’ yani ‘geveze’ anlamına anlamına gelen adla da anılmışlardır. Ozanlarla ilgili olarak Dede Korkut Kitabı’nın ‘Giriş’ kısmında bazı bilgiler bulunur. Bu bilgileri Şu şekilde aktarabiliriz: ”Kolca kopuz yükseltip“OZAN VE ÂŞIK KAVRAMLARI ÜZERİNE” yazısının devamını oku
XVII. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATI
Originally posted on Edebi Günlüklerim:
xvıı. yüzyılda Osmanlı Devleti duraklama ve gerileme belirtileri gösterse de edebiyat gelişmeye devam etti. Dinî-tasavvufî Türk edebiyatı da bu alanda gelişimini sürdürdü. Diğer yıllara göre sayı olarak fazla olan tekkelerde ilahiler söylenmeye devam edip Yunus tarzı ilahiler bu yüzyılda da söylenerek varlığını güçlendirdi. xvıı. yüzyılda hece ile söylenen…
XVI. YÜZYIL DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATI
Originally posted on Edebi Günlüklerim:
xvı. yüzyılda Yunus Emre tarzının büyük etkileri vardır. Şairimizin ilahilerine benzetilerek söylenen eserler Anadolu’nun her köşesinde sevilerek söylenmiştir. Bu yüzyılda Gülşenî tarikatının kurucusu Şeyh İbrâhim Gülşenî’nin; Melâmiyye-i Bayramiyye tarikatına mensup Ahmed-i Sârbân ve Halvetiyye tarikatı mensuplarından Vahib Ümmî, Ümmi Sinan önemli şairlerdir. xvı. yüzyılda bu isimlerin yanında Şeyh…
XV. YÜZYILDA DİNÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATI
Originally posted on Edebi Günlüklerim:
xv. yüzyılda dinî-tasavvufî Türk edebiyatı, çeşitli coğrafyalarda bulunan Türk toplulukları arasında dini, fikri ve mimari açıdan gelişmeye devam etti. Bu edebiyatın merkezden çevrelere doğru yayılmasında sayıları sürekli artan tekke ve mescitlerin büyük bir etkisi oldu. Hacı Bektaş Veli, Mevlana ve Yunus Emre gibi mutasavvıfların meydana getirdikleri zenginleştirilmiş tasavvufi…
NİYÂZÎ-İ MISRÎ
Asıl adı Mehmet olan Niyazî-i Mısrî, Malatya’nın Soğanlı köyünde 12 Rebiu’l-evvel 1027/1617 tarihinde dünyaya geldi. Babası, Ali Çelebi ise Soğancızade lâkabıyla tanınan ve Malatya’ya başka bir yerden gelmiş Nakşibendiye tarikatına intisap etmesiyle bilinen biridir. Mehmet Niyazi ,kardeşi Ahmet ile birlikte medreseye devam ederek İslami konulardaki bilgisini artırır. Küçük yaştan itibaren tasavvufa ilgi duyan Mehmet Niyazi“NİYÂZÎ-İ MISRΔ yazısının devamını oku
SİNAN ÜMMÎ
Daha çok Sinan Ümmî adıyla tanınan şairin asıl adı Yûsuf Sinan’dır. Halvetiye tarikatının yiğitbaşı koluna mensuptur. Sinan Ümmî, büyük mutasavvıf-şair Niyazî-i Mısri’nin şeyhidir. Sinan Ümmî’nin doğum tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte Şeyhi Eroğlu Nuri’nin 1604 tarihinde vefat ettiği bilindiğine göre kendisinin 35-40 yıl önce doğduğu tahmin edilir. İçeriğinde Dini-tasavvufi öğeler taşıyan şiirlerinde bazen Sinan Ümmî“SİNAN ÜMMΔ yazısının devamını oku
ÂDEM DEDE
Âdem Dede’nin doğum yılı tam olarak bilinmemekle birlikte 17. yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği tahmin edilir. Âdem Dede Antalya’da Çavuşoğulları olarak tanınmış varlıklı bir aileye mensup olduğu ve Antalya’da bulunduğu dönemlerde, Antalya Mevlevî tekkesi şeyhi Zincirkıran Mehmet Dede’ye intisap ettiği bilinir. Âdem Dede sonraki dönemlerde Konya’da Bostan Çelebi’nin daha sonra İstanbul’da Mevlevî şairi İsmâil Ankaravî’nin“ÂDEM DEDE” yazısının devamını oku
