XIII. yüzyılda divan şiiri tarzında eserler veren şairler görülmeye başlar. Bu şairleri sayacak olursak Farsça yazan Mevlâna Celâleddin-i Rûmî, Türkçe yazan şairler de Şeyyad Hamza, Sultan Veled, Ahmet Fakih ve Hoca Dehhânî sayılabilmektedir. Bu yüzyılda tasavvufi Türk halk edebiyatının en önde gelen isimlerinde biri Yunus Emre’dir. Sade dili ve farklı ifade tarzıyla hem kendi döneminde“XIII. YÜZYIL ÂŞIKLARI VE ÖZELLİKLERİ” yazısının devamını oku
Yazar arşivleri: Edebigünlüklerim
XII.YÜZYILDAN XVI.YÜZYILIN SONUNA KADAR ÂŞIK ŞİİRİ VE ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ
XII, XIII ve XV. yüzyılların âşık şiirinin temsilcileri bulunamamaktadır. Bu yüzyıllarda dinî ve tasavvufi halk sahasında öne çıkan ve hece vezniyle de şiirler söyleyip yazan bazı temsilciler bulunur. Bu temsilcileri şu şekilde sıralayabiliriz: XII. Yüzyıl Âşıkları ve Özellikleri Bu yüzyılda tasavvufî Türk Halk Edebiyatının en önemli temsilcisi Hoca Ahmet Yesevî’dir. Normal hayatından daha çok menkıbevi“XII.YÜZYILDAN XVI.YÜZYILIN SONUNA KADAR ÂŞIK ŞİİRİ VE ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ” yazısının devamını oku
ÂŞIKLAR BAYRAMI VE ÂŞIKLAR ŞÖLENİ
XX. yüzyıl âşık edebiyatının oluşmasında Konya Âşıklar Bayramı’nın etkisi oldukça fazladır. Vefat etmiş olan ve yaşayan bazı âşıklarımız kendilerinin yetişmesinde ve tanınmasında Konya Âşıklar Bayramı’nın büyük payı olduğunu dile getirmişlerdir. Konya Âşıklar Bayramı, bir dönem Selçuk Üniversitesi tarafından düzenlenmiş olsa da tekrardan Konya Kültür ve Turizm Derneği ve Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na devredilmiştir. Günümüzde hala“ÂŞIKLAR BAYRAMI VE ÂŞIKLAR ŞÖLENİ” yazısının devamını oku
MESNEVÎ’DEN SEÇMELER
”Ben her yerde ağlayıp inledim. Kötü hallilerle de eş oldum, iyi hallilerle de. Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı. Benim esrarım feryadımdan uzak değildir, ancak her gözde, kulakta o nur yok. Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir, lâkin canı görmek için kimseye izin yok. Bu neyin sesi ateştir,“MESNEVÎ’DEN SEÇMELER” yazısının devamını oku
ÂŞIK KOLLARI
Âşık kolunun şu şekilde tanımı yapılacak olursa ”çıraklık geleneği içinde, birbiri ardınca yetişen âşıklar tarafından, odak hüviyetindeki usta âşığa bağlılık duyarak, ona ait üslup, dil, ayak, ezgi, konu, hatıralar ve hikâyelerin devam ettirildiği mektep” (kaya 2007: 92) olarak tanımlanmaktadır. Âşık kolunun en önemli özelliği usta-çırak ilişkisi içerisindeki bağın devam ettirilmesidir. Gelenek bu şekilde devam ettirildiğinde“ÂŞIK KOLLARI” yazısının devamını oku
ÂŞIK FASILLARI
Umay Günay, Doğu Anadolu Bölgesi âşıklık geleneğinde görülen âşık faslının düzenini belli biçimde kaleme almıştır. Bu fasılda her şey sırayla ve belli bir düzen içerisinde olmuştur. Bu düzeni şu şekilde sıralayabiliriz. Merhabalaşma, hoşlama: Âşıkların, onları dinlemeye gelenlere hoş geldiniz dedikleri bölümdür Hatırlatma, canlandırma: Usta Aşıkların şiirlerine yer verilip saygı gösterdikleri bölümdür. Burada karşılaşma yoktur. Tekellüm:“ÂŞIK FASILLARI” yazısının devamını oku
ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 3
Batı Türkleri arasında XVI. yüzyıldan bu yana (Türkiye, Azerbaycan, Balkanlar) âşıkların temsilcileri vardır. Bu üç bölgede âşık şiiri şekil ve içerik bakımından benzerlik göstermekle birlikte geçmişten günümüze âşıkların yoğun olarak yetiştiği çevreler de vardır. Yetiştikleri Bölgelere Göre Âşıklar Burada âşıklarımızın yetiştikleri coğrafyayı göz önünde bulundurduğumuzda şu şekilde sıralama yapabiliriz: Doğu Anadolu Bölgesi Doğu Anadolu Bölgesi’nde“ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 3” yazısının devamını oku
ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 2
Âşıklar, yetiştiklerin çevreye göre şu şekilde sınıflandırılmıştır: Yetiştikleri Çevreye Göre Bu durumda Fuad Köprülü (1961:173-177), Pertev Naili Boratav (1968:343), Eflatun Cem Güney (1962 :256-258), İlhan Başgöz (1968:9), İhsan Ozanoğlu(1965:7), Asım Bezirci(1993:24-26), Rauf Mutluay(1972:39), Mehmet Yardımcı(2004:159), Özgen Keskin(1983:9) araştırmacılarımız birbirine benzer sınıflamalar yapmışlardır. Bu sınıflamaları genelleyecek olursak âşıkları şu şekilde sınıflayabiliriz: Şehir ortamında yetişen âşıklar: Erzurumlu“ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 2” yazısının devamını oku
ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 1
Öne çıkan bazı sınıflamaları şu şekilde belirtebiliriz: Eğitim Durumlarına Göre Buradaki ilk sınıflamayı Fuat Köprülü yapmış ve şairleri de iki başlık altında toplamıştır. Kalem şairleri: Saz çalamayan fakat hazırlık olarak şiir söyleyen şairlerdir. Meydan şairi: Halk toplantılarında doğaçlama şiirler tertip ederek sazları ile çalıp söyleyen şairlerdir. Âşıkları eğitim durumuna göre şu şekilde sıralayabiliriz: Ümmî âşıklar:“ÂŞIKLARIN SINIFLANDIRILMASI 1” yazısının devamını oku
ÂŞIK OLMANIN SEBEPLERİ
Âşık edebiyatı temsilcileri (kalem şairi, ozan, âşık vb.) çeşitli biçimlerde (bade içerek, şartların gereği, silsile yoluyla, usta-çırak ilişkisi…)âşık olmuşlardır. Bu durumu Fuat Köprülü’den bu yana pek çok araştırmacı tarafından ( İlhan Başgöz, Pertev Naili Baratov, Umay Günay, Ali Berat Alptekin…)çeşitli yönleriyle değerlendirilmiştir. Bu sebeplere gelecek olursak şu şekilde sınıflandırabiliriz: Bade İçerek Âşık olma Bade içme“ÂŞIK OLMANIN SEBEPLERİ” yazısının devamını oku
